İhtiyaç Nedenine Dayalı Tahliye Davası ve Arabuluculuk20.5.2024

T.C.

İSTANBUL BAM 55.HUKUK DAİRESİ

2024/1098 ESAS , 2024/847 KARAR , 27.03.2024 TARİH

ÖZET: Somut olayda; davacının, kiralanın tahliyesi istemiyle açmış olduğu davanın 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa 7445 sayılı Kanunla eklenen 18/8 maddesine göre zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olduğu, davanın kanunun yürürlük tarihi olan 01.09.2023´den sonra açılması nedeniyle anlaşmaya yarılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi gerektiği, davacının dava dilekçesine anlaşmaya yanlamadığına ilişkin son tutanağı dava açarken eklediği, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu na göre, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı haline getirildiği, kanunda, dava açma hakkı doğduktan sonra ve dava açma süresi içerisinde arabuluculuğa başvurulacağına ilişkin herhangi bir ibarenin bulunmadığı, mahkemece işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, istinaf sebeplerinin yerinde olduğu, anlaşılmıştır Dairece ilk derece mahkemesi kararını hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk bakımından incelemeye tabi tutarak tespit edilen yargılama hatalarını bizzat düzeltmek amacıyla yapılan inceleme sonunda; duruşma yapılmasına gerek olmadığı, mahkemece işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmiş olması sebebiyle mahkeme kararının yerinde olmadığı, istinaf sebebi yerinde olduğundan HMK 353/1-a/4 maddesi gereğince istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.


(6325 S. K. m. 18, 18/A, 18/B) (6098 S. K. m. 350) (6100 S. K. m. 353)
 
Dairemizde bulunan istinaf başvurusunun yapılan açık incelemesi sonunda,
 
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ DÜŞÜNÜLDÜ;
 
İstinaf isteminde usul işlemleri tamam olduğundan, ilk derece mahkemesinin dosyasındaki bütün belgeler ve dosya hakkındaki dairemiz üyesince düzenlenen rapor incelendi, istinaf başvuru dilekçesinin ve davanın esası istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda dosyada dairemizce karar verilmesi için eksiklik bulunmadığı anlaşıldı.
 
İstinaf sebepleri: Davacı süresinde sunduğu istinaf dilekçesinde; Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/B-l "dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır" ibaresinde arabuluculuğa dava açılmadan önce başvurulması gerektiğinin hükme bağlandığını, gerekçeli kararda hükmedildiği üzere dava açma hakkı 16 Eylül´de doğsa bile, kanun metninde "dava hakkı doğmadan önce" değil "dava açılmadan önce" yazdığından, eldeki davada da dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulduğundan, dava açma hakkı doğmadan önce arabuluculuğa başvurulduğu gerekçesiyle davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, diğer hak düşürücü süre niteliğindeki dava açma süreleri olan işe iade davası, ticari nitelikte ihtiyati tedbir, ticari nitelikte ihtiyati haciz vesair örneklerden farklı olan, her sene yeniden dava açma hakkı doğan bir dava türünde dava açma hakkı doğmadan arabuluculuğa gidilebileceğini belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

 
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
 
Davacı; Davalının 15.09.2016 başlangıç tarihli ve 2020 yılında binaya yeni iskan alındığında yenilenen kira kontratı ile kiracı olarak ikamet ettiğini, kızı ....’ın 03/12/2023 tarihinde nikahı olup evleneceğinden ve kendisine ait kiracının ikamet ettiği evde oturacaklarından davalıya kira kontratının ihtiyaçtan dolayı yenilemeyeceğini, bu nedenle kira kontratı bitim tarihi olan 15/09/2023 tarihinde kiralanan evi tahliye etmesi için ihtar çektiğini, uzlaşmaya da başvurulduğunu ancak uzlaşma olmadığını belirterek, davalının dava konusu taşınmazdan tahliyesini talep etmiştir.
 
Davalı; Davacı ile aralarında dava konusu taşınmaza ilişkin birbirinin ardılı 3 adet kira sözleşmesi akdedildiğini, kendisinde bulunan 15.08.2018-15.08.2019 tarihli kira sözleşmesi ile 15.08.2020 tarihli güncel kira sözleşmesini dilekçe ekinde sunduğunu, buna göre davacının davasını kira sözleşmesinin bitimini takip eden 1 aylık yasal süresi içerisinde ikame etmediğinden davanın öncelikle usul yönünden reddini talep etiğini, zira, mevcut kira sözleşmesi başlangıç tarihinin 15.08.2020 olup, tarafların sözleşmeyi sürdürme iradesi bulunduğundan sözleşmenin 15.08.2023 tarihinde 3. kez yenilendiğini, davacının 25.09.2023 tarihinde ikame ettiği davanın süresinde olmadığını belirterek, davanın öncelikle usulden reddine, usule ilişkin itirazlarının reddi halinde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
 
Mahkeme; "... Taraflar arasındaki kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin 15.09.2020 olduğu, TBK´nın 350. Maddesine göre ihtiyaç nedenli tahliye davalarının kira dönemi sonunu takip eden bir ay içerisinde, yeni kira döneminin başlangıcının en az bir ay öncesinde ihtar edilmiş olması halinde kira döneminin sonuna kadar açılabileceği yönündeki düzenlemesi ve kira uyuşmazlıklarında arabulucuya başvurmayı dava şartı olarak düzenleyen 6325 Sayılı Kanunun "Aşağıdaki uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.." şeklindeki 18/B-(1) maddesi birlikte değerlendirildiğinde, davacının dava açma hakkının 16.09.2023 tarihinde doğmuş olacağı, dava şartı olan arabuluculuğa da (doğmamış bir hakkın kullanılması söz konusu olamayacağından) en erken bu tarihte başvurabileceği anlaşılmakla, henüz dava açma süresi başlamadan (16.09.2023 tarihinden) önce süresinde olmayacak şekilde 05/09/2023 tarihinde süresi yönünden usulsüz yapılan arabuluculuk başvurusunun, 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunun 18-B/l maddesi anlamında arabuluculuk dava şartını gerçekleştirdiğinin kabulü mümkün görülmeyerek,...." şeklindeki gerekçe ile davanın usulden reddine karar vermiştir.
 
Dava, "kiralanın tahliyesi" istemine ilişkindir.
 
6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa 7445 sayılı Kanunla eklenen 18/B maddesine göre;
 
a) Kiralanan taşınmazların 2004 sayılı Kanuna göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç olmak üzere, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar.
 
b) Taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar.
 
c) 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklanan uyuşmazlıklar,
 
ç) Komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirilmiştir.
 

6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin 2. fıkrasında; "Davacı arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya yarılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir

örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarım içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verdir. Arabulucuyu başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi bulunmaktadır.

 
Somut olayda; davacının, kiralanın tahliyesi istemiyle açmış olduğu davanın 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa 7445 sayılı Kanunla eklenen 18/8 maddesine göre zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olduğu, davanın kanunun yürürlük tarihi olan 01.09.2023´den sonra açılması nedeniyle anlaşmaya yarılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi gerektiği, davacının dava dilekçesine anlaşmaya yanlamadığına ilişkin son tutanağı dava açarken eklediği, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu na göre, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı haline getirildiği, kanunda, dava açma hakkı doğduktan sonra ve dava açma süresi içerisinde arabuluculuğa başvurulacağına ilişkin herhangi bir ibarenin bulunmadığı, mahkemece işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, istinaf sebeplerinin yerinde olduğu, anlaşılmıştır Dairemiz ilk derece mahkemesi kararını hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk bakımından incelemeye tabi tutarak tespit edilen yargılama hatalarını bizzat düzeltmek amacıyla yapılan inceleme sonunda; duruşma yapılmasına gerek olmadığı, mahkemece işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmiş olması sebebiyle mahkeme kararının yerinde olmadığı, istinaf sebebi yerinde olduğundan HMK 353/1-a/4 maddesi gereğince istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
 
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
 
Davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE,
 
İlk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
 
Yargılamanın eksikler tamamlanarak kaldığı yerden devamı için dosyanın ait olduğu Mahkemeye İADESİNE,
 
Peşin yatırılan istinaf başvuru harcının mahsubuna,
 
Peşin yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine,
 
Gider avansından kalanın talep halinde yatırana iadesine,
 
İstinaf başvurusu için yapılan harç ve masrafların ilk derece mahkemesince esas hakkında yeniden verilecek hükümle birlikte değerlendirilmesine,

Dair dosya üzerinden, oybirliği ile KESİN olarak karar verildi, açıkça anlatıldı. 27/03/2024 (¤¤)

İlginizi Çekebilecek Diğer Makaleler

  • Davacının Yıllık Fazla Çalışma Süresinin 270 Saati Aşması
    Davacının yıllık fazla çalışma süresinin 270 saati aşması, bu fazla çalışmanın karşılığı olan fazla çalışma ücreti, işçiye tamamen ödendiği sürece işçiye sırf bu sebeple haklı fesih hakkı vermez.
  • İşe İade Davası Nedir?
    İş Kanunu´nca işçiye sağlanan iş güvencesi, sınırsız ve kesin değildir. İş Hukuku da, ne şartla olursa olsun işverene, beraber çalışmak istemediği işçi ile çalışması yönünde emir veremez.
  • Peşin Ödenen Kira Bedelinin Feshi Sebebiyle İadesi İstemi
    Kira sözleşmesinin feshi nedeniyle peşin ödenen kira bedelinin fesihten sonraki döneme isabet eden kısmı, denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplanarak iade edilmelidir.
Whatsapp